
Sürdürülebilirlik Nedir? Sürdürülebilirliğin 8 Temel Kavramı
Sürdürülebilirlik nedir?
Sürdürülebilirlik; bugünün ihtiyaçlarını, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini riske atmadan karşılayabilme yaklaşımıdır. İnsanlar, tüm canlılar ve gezegen için uzun vadede dengeli, adil ve yaşanabilir bir sistem kurmayı hedefler. Bu anlayış; doğal kaynakların korunmasını (çevresel boyut), toplumsal eşitlik ve refahın sağlanmasını (sosyal boyut) ve ekonomik faaliyetlerin uzun vadede devam edebilir ve adil olmasını (ekonomik boyut) birlikte ele alır.
Amaç; insanlar, tüm canlılar ve gezegen için dengeli, kapsayıcı ve yaşanabilir bir sistem kurmaktır. Bu nedenle sürdürülebilirlik bir trend değil, bugünden başlayıp geleceğe uzanan bütüncül bir dönüşüm sürecidir.
Sürdürülebilirlik Tanımının Gelişimi
Sürdürülebilirlik konusunun kavranması, Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından hazırlanan ve 1987’de yayımlanan Ortak Geleceğimiz ( Brundtland Raporu olarak bilinir) raporunda yapılan tanımla başlar. Buna göre sürdürülebilirlik “bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme yetisinden ödün vermeden” karşılayacak ekonomik bir kalkınma faaliyetidir. Sürdürülebilirlik kavramının bugün kullandığımız en yaygın ve referans alınan tanımı ilk kez bu raporla küresel ölçekte netleştirilmiştir.
Rapor, sürdürülebilirliği üçünün de adı (İngilizcede) e ile başlayan üç kelime ile tanımlamıştır: Çevre, ekonomi ve eşitlik. Birbiriyle kesişen bu üç öğe, sürdürülebilirliği bölümlere ayırmak ve detaylandırabilmek için temel alınır.
Kent E. Portney, “Sürdürülebilirlik” isimli kitabında bu üç öğe ile ilgili şu şekilde bahsetmiştir: “Burada en önemli nokta, sürdürülebilirliğin her üç kavram için de sonuç almak anlamına geldiği ve bir kavramdaki başarının diğerleri pahasına elde edilemeyeceği, hatta elde edilmemesi gerekliliğidir.”
“ Özetle sürdürülebilirlik, ekonomik büyüme ile çevre ya da ekonomik büyüme ile eşitlik arasında bir ödün vermeyi kabul etmez. Sürdürülebilirlik ancak çevre koruma ve geliştirme, ekonomik büyüme ve eşitliğin el ele vermesiyle mümkündür. ”
Sürdürülebilirliğin Üç Boyutu: Çevresel, Sosyal ve Ekonomik

1. Çevresel Sürdürülebilirlik (Gezegen)
Doğal kaynakların yenilenme hızından daha hızlı tüketilmemesini ve ekosistemin korunmasını hedefler. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, karbon salımını azaltmak, su ve enerji tasarrufu sağlamak bu alanın temel konularıdır.
Çevresel sürdürülebilirliğin çalışma alanı ‘Gezegenin Sınırları’ kavramı ile doğrudan ilişkilidir. Bu alanda yapılan her uygulama gezegenin sınırları içinde kalmayı hedefler.
Gezegenin sınırları;
iklim değişikliği,
kimyasal kirlilik,
ozon tabakası incelmesi,
atmosferik aerosol yükünün değişimi,
okyanusların asitlenmesi,
biyojeokimyasal döngü,
tatlı sularda yaşanan değişiklikler,
arazi kullanımındaki değişim,
biyosfer bütünlüğündeki değişim (biyolojik çeşitlilik kaybı)
olmak üzere 9 alanda dünyanın taşıyabileceği güvenli limitleri ifade eder. İnsan faaliyetleri bu sınırları aştığında ekosistemler zarar görmeye başlar ve yaşam koşulları risk altına girer.
Çevresel sürdürülebilirlik çoğu zaman yalnızca “geri dönüşüm yapmak” olarak düşünülse de aslında günlük yaşamın neredeyse her alanıyla ilişkilidir. İnsanların tüketim alışkanlıkları, ulaşım tercihleri, enerji kullanımı ve satın alma davranışları doğrudan çevre üzerinde etki oluşturur.
Özellikle iklim değişikliği konusundaki güncel gelişmeleri takip etmek için IPCC raporları ve COP zirvelerinin çıktılarını inceleyebilirsiniz. COP (Taraflar Konferansı), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf olan ülkelerin iklim krizine karşı çözümler geliştirdiği en üst düzey uluslararası toplantıdır. IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) ise, insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği risklerini bilimsel temelde değerlendiren, BM çatısı altında kurulmuş (1988) önde gelen uluslararası kuruluştur. 195 üye ülkeden gelen bilim insanlarının raporlarıyla iklim politikalarına yön veren, tarafsız ve en üst düzey bilimsel otoritedir.
2. Sosyal Sürdürülebilirlik (İnsan)
Toplumsal refahı, adaleti ve insan haklarını odağına alır. Bir sistemin uzun ömürlü olması için o sistemi var eden insanların mutlu, sağlıklı ve güvende olması gerekir. Sosyal sürdürülebilirlik, yalnızca ekonomik büyümeyi değil insanların yaşam kalitesini de geliştirmeyi hedefler.
Nobel Ödülü sahibi Amartya Sen sosyal sürdürülebilirlik için aşağıdaki boyutları vermektedir:
- Eşitlik – toplum tüm üyelerine, özellikle de toplumun en yoksul ve en savunmasız üyelerine eşit fırsatlar ve sonuçlar sağlar
- Çeşitlilik – toplum çeşitliliği teşvik eder ve destekler
- Birbirine Bağlı/Sosyal Uyum – Toplum, resmi, gayri resmi ve kurumsal düzeyde toplum içinde ve dışında bağlantılılığı destekleyen süreçler, sistemler ve yapılar sağlar
- Yaşam kalitesi – toplum, temel ihtiyaçların karşılanmasını sağlar ve birey, grup ve toplum düzeyindeki tüm üyeler için iyi bir yaşam kalitesini teşvik eder (örneğin sağlık, barınma, eğitim, istihdam, güvenlik)
- Demokrasi ve yönetişim – toplum demokratik süreçler ve açık ve hesap verebilir yönetişim yapıları sağlar.
- Olgunluk – birey, daha geniş sosyal özellikler (örneğin iletişim stilleri, davranış kalıpları, dolaylı eğitim ve felsefi keşifler) yoluyla istikrarlı büyüme ve iyileştirme sorumluluğunu kabul eder.
Sosyal Sürdürülebilirlik çalışma konuları arasında; Çalışanlara güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı sağlamak, kadın-erkek eşitliğini desteklemek, adil ücret politikaları uygulamak, çalışanların sosyal haklarını korumak, engelli bireyler için erişilebilir çalışma ve yaşam alanları oluşturmak, iş yerinde ayrımcılık ve mobbingi önlemek, çalışanların eğitim ve kariyer gelişimini desteklemek, esnek çalışma ve ebeveyn izinleri sunmak, ruh sağlığı ve çalışan psikolojisini destekleyen uygulamalar geliştirmek, kadınların iş hayatına katılımını desteklemek gibi insan odaklı çok çeşitli başlık vardır.
3. Ekonomik Sürdürülebilirlik (Kâr)
Ekonomik büyüme yalnızca satış ve kar elde etmeyi amaçlar. Ekonomik sürdürülebilirlik ise bir şirketin veya ülkenin uzun vadeli ekonomik kalkınmasını sağlarken aynı zamanda faaliyetlerinin çevresel, sosyal ve kültürel yönlerini de yönetmeyi amaçlayan uygulamaları ifade eder. Ekonomik büyüme ve kar elde etme ile çevre ve insanlar üzerindeki etki arasında denge kurmakla ilgilidir.
Ekonomik sürdürülebilirliğin çalışma alanı; kaynak verimliliği, sürdürülebilir üretim ve tüketim, uzun vadeli finansal istikrar, döngüsel ekonomi, yeşil yatırımlar, sorumlu yatırım anlayışı, etik ticaret, yerel ekonomilerin güçlendirilmesi, adil gelir dağılımı, inovasyon ve sürdürülebilir büyüme gibi birçok başlıkla ilişkilidir.
Şirketler açısından bakıldığında ekonomik sürdürülebilirlik; yalnızca bugünün kârını değil geleceğin risklerini de yönetmeyi gerektirir. Enerji verimliliği yatırımları yapmak, tedarik zincirini güçlendirmek, sürdürülebilir finansman modelleri geliştirmek ve krizlere karşı dayanıklı iş modelleri oluşturmak bu kapsamda önem taşır.
Özellikle Döngüsel Ekonomi yaklaşımı ekonomik sürdürülebilirliğin önemli parçalarından biridir. Döngüsel Ekonominin 9R aracı farklı sektörlerdeki şirketlerin benimseyebileceği temel döngüsel ekonomi stratejilerini vurgulamaya yönelik bir sistemdir.
- Akıllı ürün kullanımı ve üretimi
- R0 – (Refuse) Reddet
- R1 – (Rethink) Yeniden Düşünme
- R2 – (Reduce) Azalt
- Ürünün ve parçalarının kullanım ömrünü uzatın.
- R3 – (Re-use) Yeniden Kullanım
- R4 – (Repair) Onarım
- R5 – (Refurbish) Yenileme
- R6 – (Remanufacture) Yeniden Üretim
- R7 – (Repurpose) Yeniden Kullanım
- Malzemelerin faydalı kullanımı
- R8 – (Recycle) Geri Dönüşüm
- R9 – (Recover) Kurtarma
Sürdürülebilir Kalkınma Nedir?
Sürdürülebilir kalkınma anlayışı, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerinde ortak paydayı “sürdürülebilirlik” olarak belirlemektedir. Geleceği de sahiplenen bu ortak hedef, herkesin temel ihtiyaçları ile daha iyi bir hayata ilişkin beklentilerinin karşılanmasına imkân vermeye yöneliktir.
Sürdürülebilir Kalkınmayı daha somut bir yol haritasına dönüştüren gelişme ise Birleşmiş Milletler’in 21. yüzyılın hemen başında Binyıl (Milenyum) Kalkınma Hedeflerini belirlemesi olmuştur. Birleşmiş Milletler’e üye olan 192 ülke tarafından 2015’e kadar yerine getirilmesi planlanan toplamda 8 başlıktan oluşan bu hedefler, Eylül 2000’de Birleşmiş Milletler’in New York Binyıl Zirvesi’nde resmileştirildi. Uluslararası kalkınmayı amaçlayan bu hedefler sürdürülebilirlik konusunda yetersiz kalmaktaydı.
Bunun devamı niteliğinde olan ve Ocak 2016’da yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) — diğer adıyla Küresel Amaçlar —, 25 Eylül 2015 tarihinde New York’ta düzenlenen BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi 2015 kapsamında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir. Bu hedefler, “2030 Gündemi” (Agenda 2030) adı verilen küresel kalkınma planının bir parçasıdır ve toplam 17 ana amaç ve 169 alt hedeften oluşur.
Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülke tarafından 2030 sonuna kadar ulaşılması amaçlanan hedefleri içeren bir evrensel eylem çağrısıdır. Tüm dünyada 17 ana başlıktan oluşan ve dünya gezegenini korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için sosyal, kültürel ve ekolojik meselelerin çözümüne odaklanan bir yol haritası niteliğindedir.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın süresi 2030’da dolacağı için 2020-2030 yılları arası “Eylem On Yılı” olarak adlandırılmaktadır.

Sürdürülebilirliğin Paydaşları Kimlerdir?
Sürdürülebilirlik yalnızca devletlerin ya da şirketlerin sorumluluğu değildir. Çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için birçok paydaşın birlikte hareket etmesi gerekir. Çünkü alınan her karar; ekonomi, toplum ve çevre üzerinde doğrudan etki oluşturur.
Sürdürülebilirliğin Başlıca Paydaşları
1. Hükümetler ve Kamu Kurumları
Devletler sürdürülebilirlik konusunda yasa ve politikaları belirleyen en önemli aktörlerden biridir. Çevre koruma yasaları çıkarmak, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefler koymak, yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek ve sosyal hakları güvence altına almak hükümetlerin temel görevleri arasındadır.
Örnekler:
- İklim politikaları oluşturmak
- Geri dönüşüm ve enerji verimliliği teşvikleri sağlamak
- İşçi haklarını koruyan yasalar çıkarmak
- Sürdürülebilir şehir planlamaları yapmak
2. Şirketler ve Özel Sektör
Şirketler üretim, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve çalışan politikaları nedeniyle sürdürülebilirlik üzerinde büyük etkiye sahiptir. Günümüzde şirketlerden yalnızca kâr üretmeleri değil; çevresel ve sosyal sorumluluklarını da yerine getirmeleri beklenmektedir.
Örnekler:
- Karbon salımını azaltmak
- Sürdürülebilir üretim yapmak
- Çalışan haklarını korumak
- ESG raporları yayımlamak
- Geri dönüştürülebilir ambalaj kullanmak
3. Bireyler ve Tüketiciler
Günlük tüketim alışkanlıkları sürdürülebilirlik üzerinde doğrudan etki oluşturur. İnsanların ne satın aldığı, nasıl tükettiği ve hangi markaları desteklediği şirketlerin ve ekonominin yönünü değiştirebilir.
Örnekler:
- Enerji ve su tasarrufu yapmak
- Geri dönüşüme dikkat etmek
- Toplu taşıma kullanmak
- Yerel ve sürdürülebilir markaları tercih etmek
- Gıda israfını azaltmak
4. Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar)
STK’lar sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturur, projeler geliştirir ve şirketler ile devletler üzerinde denetleyici baskı kurabilir. Özellikle çevre ve insan hakları alanında önemli rol oynarlar.
Örnekler:
- İklim krizi konusunda kampanyalar düzenlemek
- Doğa koruma projeleri yürütmek
- İnsan hakları ihlallerini raporlamak
- Eğitim ve sosyal destek programları geliştirmek
5. Uluslararası Kuruluşlar
Küresel sürdürülebilirlik hedeflerinin belirlenmesinde uluslararası kuruluşlar önemli rol oynar. Özellikle iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve insan hakları konularında ülkeler arası iş birliği sağlarlar.
Örnekler:
- Birleşmiş Milletler (BM)
- IPCC
- Dünya Bankası
- OECD
- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
Bu kuruluşlar raporlar yayımlar, hedefler belirler ve ülkelerin sürdürülebilirlik politikalarına yön verir.
Sürdürülebilirliğin Temel Kavramları
Karbon Ayak İzi
Karbon ayak izi, bireylerin, kurumların veya ürünlerin günlük faaliyetleri (ulaşım, ısınma, tüketim) sonucu atmosfere yayılmasına neden oldukları karbondioksit ve diğer sera gazlarının toplam miktarını ifade eder. Genellikle ton veya kilogram cinsinden hesaplanan bu değer, doğaya verilen zararın sayısal bir ölçüsüdür.
Sera Gazı
Sera gazları, atmosferde ısıyı tutarak gezegeni ısıtan gazlardır. Doğal olarak yaşam için gereklidir, ancak insan kaynaklı artışları iklim değişikliğinin ana nedenidir.
Başlıca sera gazları:
Karbondioksit (CO₂): Fosil yakıt kullanımı, sanayi ve ormansızlaşma ile artar. En yaygın olandır.
Metan (CH₄): Hayvancılık, çöp depolama alanları ve doğal gaz sistemlerinden salınır.
Diazot monoksit (N₂O): Tarımda kullanılan gübrelerden ve bazı endüstriyel süreçlerden çıkar.
Florlu gazlar (F-gazlar): Klima, soğutucu sistemler ve bazı endüstriyel uygulamalarda kullanılır; miktarı az olsa da etkisi yüksektir.
Net Sıfır (Net Zero)
Net Sıfır, fosil yakıtları kullanma ve ormansızlaşma gibi insan faaliyetleri kaynaklı sera gazı emisyonlarını mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesini ve kalan sınırlı miktarın da denizler, ormanlar ve sağlıklı yeşil alanlar gibi doğal karbon yutak alanları tarafından tutumu sonucunda oluşan sera gazı emisyon dengesini ifade eder.
Karbon Nötr (Carbon Neutral)
Karbon nötr, üretilen karbon emisyonlarının eşdeğer miktarda karbon telafi (offset) edilmesiyle toplam etkinin sıfırlanmasıdır. Örneğin bir şirket uçuş, üretim veya enerji kullanımıyla oluşan karbonu; ağaçlandırma, yenilenebilir enerji yatırımı veya karbon kredisi satın alarak dengeler. Net sıfıra göre daha dar kapsamlıdır ve genelde “dengeleme” odaklıdır.
Karbon-nötr ve net-sıfır benzer iki terimdir. Her iki durumda da şirketler karbon ayak izlerini azaltmak ve dengelemek için çalışmaktadır. Karbon-nötr, toplam karbon emisyon miktarını dengelemeyi ifade ederken, net-sıfır karbon, başlangıçtan itibaren hiç karbon salınmadığı anlamına gelir, bu nedenle hiçbir karbonun yakalanması veya dengelenmesi gerekmez.
COP Zirvesi
Küresel iklim değişikliği konferansı anlamına gelir. COP, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamındaki tarafların konferansıdır. Zirve, gezegenimizin geleceğini korumak ve devletlerin mali taahhütleri, çalışma koşulları ve küresel ısınmanın neden olduğu aşırı hava olaylarının ön saflarındaki toplulukları ve doğal yaşam alanlarını korumayla ilgili verilen taahhütleri pekiştirmeyi amaçlıyor.
Döngüsel Ekonomi
Döngüsel ekonomi, üretim ve tüketim modelidir ve mevcut malzeme ve ürünlerin paylaşılması, kiralanması, yeniden kullanılması, tamir edilmesi, yenilenmesi ve geri dönüştürülmesini içerir. Bu şekilde, ürünlerin yaşam döngüsü uzatılır ve atıklar en aza indirilir.
Kapsam (Scope) 1, 2, 3 emisyonları
* Kapsam 1: Şirketin doğrudan emisyonları (ör. fabrika bacası)
* Kapsam 2: Satın alınan enerji kaynaklı emisyonlar
* Kapsam 3: Tedarik zinciri ve ürün kullanımı dahil dolaylı emisyonlar En büyük etki genellikle kapsam 3’tedir.
Yenilenebilir enerji
Güneş, rüzgar, hidroelektrik gibi kendini doğal olarak yenileyen ve düşük karbon salımı olan enerji kaynaklarıdır.
Sürdürülebilirlik Türkiye‘nin blog yazılarını takip etmek için şimdi abone olun!




